Seks İşçiliği: Mitler ve Gerçekler

Seks İşçiliği: Mitler ve Gerçekler

Bu yayın, bir Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği yayınıdır. Bu yayının telif hakları Kırmızı Şemsiye Derneği ve Kemal Ördek’e aittir. Kitapçığın tümü veya belirli bölümlerinin çoğaltılması öncesi, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Kemal Ördek’ten izin alınması zorunludur. Kitapçık içerisindeki bilgiler başka çalışmalarda bu yayın referans gösterilerek kullanılabilir.

Görünmeyen Gerçeklik

Görünmeyen Gerçeklik

Seks işçiliği Türkiye’de çeşitli sebeplerle, sadece trans ve trans olmayan kadın seks işçileri özelinde gündeme gelen bir konudur. Seks işçiliği, birçok platformda büyük çoğunlukla toplumsal cinsiyet temelli şiddet veya kadın bedenine yönelik şiddet ile kadın bedeninin istismarı argümanları üzerinden tartışılagelmiştir. Halbuki, seks işçiliği birçok erkek için de bir geçim kaynağıdır. Birçok heteroseksüel, eşcinsel veya biseksüel erkek seks işçiliği yaparak hayatlarını idame ettirmektedir.1 Cinsiyet kimliği noktasında değerlendirdiğimizde, birçok trans erkeğin de seks işçiliği yaptığını söyleyebiliriz. Tabii ki, hem farklı cinsel yönelimler hem de cinsiyet kimliklerine sahip erkeklerin seks endüstrisi içerisindeki varlıkları, deneyimleri, sorunları ve talepleri bir görünmezlik ile karşı karşıyadır.

Kayıtsız Alanda Kayıtlı Soygun

Bu çalışmaya ilk başladığım dönemde bir rapor hazırlama fikriyle yola çıkmıştım. Ancak, daha sonra bir rapordan ziyade kapsamlı bir niteliksel çalışmanın idari para cezası uygulamaları ve sonrasında ortaya çıkan sorunlara daha güçlü şekilde dikkat çekeceğine kanaat getirdim. Bugüne dek, salt idari para cezaları ve bu cezalar ile ilişkili olarak trans seks işçilerinin tecrübe ettikleri sorunlara dair bir çalışma hazırlanmadı. Dolayısıyla, şu an elinizde tuttuğunuz kitabın bu alanda çalışma yapmak isteyecek kişiler için iyi bir kaynak olduğunu düşünüyorum.

Özgürlük İstiyoruz

BİZİM DE SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ VAR! Seks işçileri, fahişeler, orospular, jigololar, eskortlar, hayat kadınları, genel kadınlar, travestiler, ibneler, dönmeler, vs… Toplumun, devletin, çeşitli kişi ve kurumların dilinde ve hafızasında yer edinmiş bütün bu sözcükleriz biz. Toplumda yaygın şekilde kabul gören ve olumsuz anlam içeren veya içermeyen bütün bu sözcüklerde gizli hikayelerimiz. Bazen bir Yeşilçam filminin sonu cinayetle biten “ağlak” hikayesinin içinde, bazen ise polisin keyfi uygulamaları sonucunda yaşadığımız mağduriyetteyiz. Kimimiz bu sözcükleri bir küfür olarak deneyimliyoruz, kimimiz bu sözcüklerin içindeki anlamı yok edip sahipleniyoruz.